Bugüne Kadarki En Büyük Dada Gösterisi

Dada Gösterisi

w7 webd N-51 copy

w7 web N-gcopy

Çağlar boyunca içinde yaşanılan toplumlarda var olan gelenekler ve ahlak kurallarının yanı sıra devlet olgusu ve devamında bürokrasinin dayatmış olduğu tüm kamusal kurallar, bireyleri zihinsel anlamda biçimlendirerek düşünme ve karar verme eylemlerini etkilemiştir. Toplumda egemen olan kamusal gücün ‘iyiye, güzelliğe,  adalete ve doğruya’ dair vermiş olduğu sözleri, o sözlerin yerine getirilmediği durumlarda yerini güce olan güvensizliğe, hatta o güce karşı başkaldırıya dönüşmesi olarak kendini gösterebilir. Tarihte örnekleri çokça görüldüğü üzere baskıcı zihniyetin savaş stratejileri farklılıklar gösterebilmekte, hatta günümüzde topyekûn kabuk değiştirmişe benzemektedir. Öyle ki bugün, yakın geçmişte gözlemlenen top ve tüfeğin, yerini, ekonomik-kültürel-sosyal ve siyasal bağlamda gücün ulusal ya da kimi yerde küresel düzeyde yeniden yapılandırılması şeklinde dayatmalara bırakmış olduğu görülmektedir. Bugün otoriter rejimin katılımcı demokrasiye sığmayan davranışları, gücü elinde tutma ısrarı ve iktidar hırsı, tepkisel bir isyanla birlikte yığınların sokağa dökülmesine nasıl yol açıyorsa, günümüzden yaklaşık yüz yıl öncesinde insanlar, hemen hemen aynı kaygılar içerisinde kitleleri yağmalayan bir savaşa karşı durmuşlardı. Birinci Dünya Savaşı’nın adaletsiz ve maddeci zihniyetine karşı eşitlik ve özgürlüğü savunan, nihilist bir tavırla otoritenin önerdiği dayatmalara boyun eğmeyen gruplardan biri de ‘Dada’cılar idi… Dönemin muhalif gruplarının arasında kuşkusuz en sıra dışı olanı onlardır. Ve bu özellikleriyle, kültür ve sanatta küresel bir devrime ön ayak olmuşlardır.

Dadacılar, şiirlerini ilginç alegoriler, sözcük türetmeleri ve dilsel yinelemelerle oluşturmuşlar, sergiledikleri teatral gösteriler aracılığıyla düzenin yerleşmiş kurallarına karşı olağanüstü alaycı bir mizaç takınarak, onlarla acımasızca matrak geçmişlerdir. Bu bağlamda yeni pratik şakalarla ve muziplikle edebi kurgunun bilinen ilkelerine meydan okumuşlar, zaman zaman kara mizahtan, morbid düşlerden ve makul saltolardan beslenen bir dünyayı betimleyen, beklenmedik şekilde çılgın, absürt ve grotesk bir tavırla yazınsal otoritelere tamamen karşıt bir duruşta olmayı tercih etmişlerdir. Onlar, görsel arenada ürettikleri ‘iş’leri ile klasik sanat biçemlerinden farklı olmayı yeğlemiş, sanatın bilinen geleneksel kurallarından adeta sıyrılmak istemişlerdir. Ortaya çıkışı 1916 yılına tarihlendirilen bu hareketin Zürih’te, Cabaret Voltaire olarak adlandırılan bir kahvehanede başlayan söz konusu serüveninin belki de en ses getiren etkinliği “Bugüne Kadarki En Büyük Dada Gösterisi” adı altında sunulmuş olanıdır:

w7 web N-dcopy

Dada Hareketi’nin kurucuları arasında yer alan Rumen şair Tristan Tzara (1896-1963), 9 Nisan 1919 akşamı Tüccarlar Odası’nda (Saal zur Kaufleuten), “Bugüne Kadarki En Büyük Dada Gösterisi” (Greatest-Ever-Dada-Show) adı altında bir etkinlik düzenler. Etkinlik, tam da Tristan Tzara’nın hedeflemiş olduğu gibi izleyicilerden büyük tepki alır. Olay şöyle gelişir: Kadrosunda geleneksel Cabaret Voltaire sanatçılarının yer aldığı gösteride ilk olarak Wiking Eggeling (1880-1925), tasarım (gestaltung) ve soyut sanatla ilgili bir konuşma yapar. Ardından Hans (Jean) Arp (1887-1966) ve Hans Richter’in (1888-1976) organize etmiş olduğu, Hans Heusser’in (1892-1942) piyano müziği eşliğinde, Laban okulu kızlarından Suzanne Perottet (1889-1983) ve Sophie Taeuber’in (1889-1943), Marcel Janco’nun (1895-1984) maskelerini takarak sergiledikleri bir dans performansı gelir.

Bunlar, izleyiciler arasında henüz bir kargaşaya neden olmayan ve nispeten daha az kışkırtıcı gösterilerdir. Ardından, bir Laban dansçısı olan Kathe Wulf’un, Richard Huelsenbeck (1892-1974) ve Wassily Kandinsky’den (1866-1944) okuduğu şiirler yer alır. Bu performans, izleyicilerden bir kaçının kahkahası ve yuhalamalarına maruz kalır. Programa göre sırada Tristan Tzara’nın ünlü eş zamanlı şiiri (PoŽme simultanŽ) vardır ve yirmi kişi tarafından aynı anda ancak farklı dillerde okunan bu şiir sunumu sırasında nihayet beklenen kıyamet kopar. Bu kargaşa izleyicilerin, özellikle de genç izleyicilerin bekledikleri bir şeydir ve gerçekte izleyicilerin çoğu bu ortamı deneyimlemek üzere orada bulunmaktadır. Bir süre sonra izleyicilerden yayılan bağrışmalar, ıslıklar, bir ağızdan söylenen şarkılar ve kahkahalar nedeniyle, Tristan Tzara gösteriye ara vermek zorunda kalır.

w7 wdeb N-53 copy

İkinci yarıda Hans Richter, “Dada’ya karşı, Dada Olmadan, Dada İçin” (Against, Without, For Dada) adlı bir konuşma yapar. Aynı zamanda izleyicilere “Radikal Sanatçının Manifestosu”nu (Manifest Radikaler Künstler)[i] okur. Ardından Suzanne Perottet’in dans gösterisi ile Hans Arp’ın “Bulut Pompası” (Cloud p Pump) olarak adlandırılan parçası ve Hans Heusser’in ahenksiz parçası, izleyicilerin “saçma” çığlıkları arasında sunularak gösteriye devam edilir. Daha sonra sahneye, bir damat gibi giyinerek ve kucağında başsız bir mankenle Walter Serner çıkar. Elinde bulunan yapay çiçek buketini mankene koklatarak ayaklarının dibine bırakır ve izleyicilere sırtını dönerek oturmuş olduğu bir sandalyeden, kendi ‘Anarşist Amentü’sünün “Nihai Fesih” (Final Dissolution) kısmını okur. Bu final, izleyicideki gerilimi büsbütün arttırır. Alaycı ve öfkeli yuhalamalar, Walter Serner’in (1889-1942) sesini bastırır olur. O kadar ki, bir genç sahneye fırlayarak mankeni ve çiçek buketini ezer. Oturduğu sandalyeyi kırarak Walter Serner’i kovalamaya başlar. Mekâna tamamen kargaşa hâkim olur ancak bu durum Tristan Tzara’yı fazlasıyla keyiflendirir: “Halkın kretinizmi”[ii] sağlanmıştır. Gösteri durdurulur ve ışıklar söndürülür. Yirmi dakikalık bir arada izleyicinin öfkesi yatıştırılır. Sonrasında sahneye çıkan Laban Dançıları, Noir Kakadu adlı bale gösterisini sunar. Walter Serner şiirini okumak için tekrar geri gelir, Tristan Tzara kısa bir konuşma yapar ve gece, Hans Heusser’den atonal müzikler eşliğinde sonlandırılır. “Dada Theatre” adlı makalesinde John Harris Stevenson’a (1964) göre; “İnsanlar ehlileştirilmiştir.” Dada, eğitimin ve önyargıların sınırlarının unutulduğu ve ‘yeni’nin heyecanının yaşatıldığı izleyicide mutlak bilinçsizliğin döngüsünü kurmada başarılı olmuştur. Bu Dada’nın nihai zaferidir.” Yine John Harris Stevenson’a göre izleyici başkaldırdığında oluşan bu zaferler, bilinen teatral anlamda bir performans olarak değil, yerleşik anlamının dışında anti-teatral bir gösteri niteliğinde değerlendirilebilir. [iii]

Zürih’te bu gösterilere ve kargaşaya dayanamayan halk ayaklanmaya kadar gider. Richard Huelsenbeck, “kimlerle işimiz olduğunu şimdi anlamıştık” der. Dada’nın burjuva sınıfına karşı olduğunu, savaşın da Dada’yı yaratmış olduğunu sözlerine ekler: “Dada yıkıcılıktı! Dada anarşiydi! Dada komünizm kışkırtmacalığıydı! Herkes böyle görüyordu Dada’yı. Onlar da bunu seve seve benimsemişlerdi”  [i]

“Bugüne Kadarki En Büyük Dada Gösterisi”, Zürih Dada’nın sergilediği son performans olur. Birinci Dünya Savaşı’nın sona ermesi bir bakıma Zürih Dada’nın da sonunu getirir ve 1920 yılının başlarında Tristan Tzara’nın, Francis Picabia (1879-1953), Walter Serner ve Marcel Janco ile birlikte Zürih’i terk ederek Paris’e gitmesiyle Zürih Dada sona erer.[i]

[i] Kuenzli, R. (2006), Dada, s. 22. Phaidon Press Limited: New York.

[i] İpşiroğlu, N.- İpşiroğlu, M. (1993), Sanatta Devrim, s. 96. 3. Basım.  Remzi Kitabevi: İstanbul

[i] Sanatın toplumdaki rolünü tanımlayan radikal bir sanat reformuna ilişkin, tüm toplumu kapsayan bir programı öneren bu manifesto, Hans Richter’in aniden Münih’ten ayrılması sonucu basına planlandığı şekilde ulaştırılamaz. Bkz: http://www.dada-companion.com/richter/chronology.php Erişim tarihi: 19.03.2014.

[ii] Kretinizm (İng. Cretinism, Fr. Crétinisme); Bir tür zekâ geriliği. Tıp terimleri sözlüğüne göre; Tiroit bezinin kana yeterince salgı vermemesi sonucu oluşan, fiziksel, ruhsal ve duygusal gelişimin duraklamasıyla beliren hastalık.

[iii] Stevenson, J.H., (1986) “Dada Theatre”, Aktaran: http://www.tranquileye.com/theatre/dada_theatre.html Erişim Tarihi: 19.03.2014.

w7 web Nfg-54 copy

w7 web N-55 copy

paylaş/share...Share on FacebookShare on Google+Pin on PinterestTweet about this on TwitterShare on LinkedIn
Loading...