İRFAN ÖNÜRMEN’LE VOLTA NY’DAKİ ENSTALASYONU ÜZERİNE SÖYLEŞİ

Diffusionxx

Son olarak 1-5 Mart 2017 tarihleri arasında Volta New York’ta ‘Diffusion’ isimli bir enstalasyonunuz sergilendi. Fuarın izleyicilerini nasıl değerlendirirsiniz? Bu anlamda İstanbul ve New York arasındaki benzerlik ve farklılar sizce nelerdir?

Farklı coğrafya ve tarihe sahip iki büyük şehirden bahsediyoruz. Ekonomilerinden tutun da sosyal yapılarına kadar farklılıkların çok olduğunu biliyoruz. İki şehir arasındaki sanat ortamlarını doğru bir söyleyişle pazarlarını karşılaştırırsak, İstanbul’un çok dar olan sanat ortamına kıyasla New York’un son derece geniş ve büyük bir sanat piyasasına sahip olduğunu görürüz. Ekonomilerini karşılaştırmanın anlamı olmadığı gibi fuarların büyüklüğünü, fuar sayısını ve çeşitliliğini karşılaştırmak da fazla keyifli değil. Dünyanın birçok yerinde olduğu gibi New York’ta da bir ana fuarların çevresinde açılan çeşitli anlayışların ve yaklaşımların sergilendiği fuarlar var. Böyle bir çeşitlilik Türkiye’de yok. New York’taki sanat izleyicisinin şansı, farklı eğilimlerdeki ve yönelimlerdeki sanatı birçok farklı mekanlarda izleyebiliyor olmasıdır. Sanatsever en çizgi dışı yapıtları bile izleme olanağı bulabiliyor. Sanatçılar da kendine bu anlamda mekan ve sanatının izleyicisini bulabiliyor. Sanat izleyicisi açısından baktığımızda muhakkak bir miktar kültürel farklılıklarımız vardır ama entelektüel farklılıkların olduğunu zannetmiyorum. En azından önemli bir kesimde. Burada da iyi yetişmiş, dünya sanatını takip eden, gezen, dünyada olan bitenin farkında çok nitelikli sanat izleyicisi var. Sanat ortamlarının büyüklüğüne orantılı biçimde düşünürsek bu türden insanların sayıları ülkemizde ne yazık ki az. Bilindiği gibi New York şehir olarak da yaşantı ve kültürü olarak da oturmuş bir şehir. Dolayısı ile sanat izleyicisi de öyle. Şaşkın şaşkın gezinen insan göremezsiniz ama bazen İstanbul’da bu tip izleyiciyi görürsünüz. Bu normaldir bana göre. Çünkü sergi gezme alışkanlığını yeni yeni edinmeye başlayan bir toplumuz. Bizim insanımızın ve toplumun sanata ilgisi yaygın değil. İki şehrin arasındaki en önemli farklardan biri de, New York’un dünyanın en fazla turistin ziyaret ettiği şehirlerinden biri olmasıdır. İstanbul öyle değildir. Fuarlar dolayısı ile New York’a gelen turist sayısı yabana atılmayacak kadar çoktur.

Diffusion-03

Volta New York’ta sergilenen enstalasyonunuz, sanat eserinin üretildiği mekanla kurduğu etkileşime değiniyor ve eser birarada sergilenen çok parçada işten oluşuyor. Bu parça – bütün ilişkisi sizin için ne ifade ediyor? Üretim sürecinde çıkış noktanız neydi?

Öncelikle bu yerleştirmem atölye ortamımın kendi doğallığı ve mahremiyeti içinde oluşan espas dan ilham aldı. Atölyem hem ürettiğim hem de üretimlerimi depoladığım bir alan. Üretimlerim için biriktirdiğim çeşitli malzemeler, materyaller, buluntular ve objelerle dolu. Hepsi bir aradalar ve bu bütünlük benim dünyamı oluşturur ve ben bu dünyadan besleniyorum ve üretiyorum. Atölyelerin doğaları gereği sanatçının üretimlerinin hem sonuçlarını hem tortularını içinde biriktirdiğine inanırım. Sonuçta hiçbir bilginin ve düşüncenin kaybolmadığını varsayarsak tüm bilinmezliklerimizle birlikte tasarılarımız, acılarımız, sevgilerimiz ve umutlarımızın yaptıklarımızın içinde bir yerlerde saklı olduğuna inanabiliriz. Bu yerleştirmeyi oluşturmamdaki temel nedenlerden biri tüm üretimlerimde süreç içinde oluşan çatallanmalar, birleşmeler ve dağılmalar arasındaki diyalektik ilişkiyi somut bir platformda gösterme ve yapıtın kendi mekânı içinde tartışma ortamını oluşturma arzusuydu. Sanatsal gelişimim içinde söylersem resimsel düzlemden malzemenin derinliğine ilerleyen plastik yapıda birbiri ile ilişkisizmiş gibi duran farklı fakat ortak bir kaygının üretimleri vardır. Bunlar arasındaki unsurların geçirgen, kırılgan ve parçalanmış olduğuna inanırım. Bu yerleştirmenin, gerçekliğin türlü katmanlarına ait imgelerinin anlamsal farklılıklarının neler olduğuna vurgu yapmasını ve sorusunu sormasını umuyorum. Bu vurguların oluşabilmesi için kendi geçmişime elimi attım ve kendi tarihimde gezintiye çıktım. Yapıtın, bu özelliği ile hem ifşayı hem de gizlenmeyi barındıran yapısıyla çok katmanlı metaforları içinde barındırdığını umuyorum. Bu yerleştirme, dönemsel yaklaşımlarım arasındaki biçimsel ve kavramsal ilişkileri ortaya koyup tartışabilmek için uygun bir ortam sunuyor. Dolayısıyla bu ilişkiler bazen yan yana, bazen ardadadır ve yoğun geri dönüşler içerir.  Diğer yanıyla da bu yapıt kendi gelişimim içinde yeni bir zemin oluşturabilmesi için başlangıç noktası olabilir diye düşünüyorum. Her zaman insanı yapıtlarımın merkezine aldım ve yoğun toplumsal göndermeler önemli sorunsallarımdan biri oldu. Yaşadığım coğrafyanın yoğun ve hareketli politik yapısı içinde biçimlendiğimin farkındayım. Dolayısı ile yapıttan bize yansıyan dağılma hissi hem kendime hem de içinde yaşadığım toplumunun parçalanan ve dağılan ruh haline gönderme yaptığına inanıyorum.

Volta New York’la birlikte bu enstalasyonunuzun ikinci kez yurtdışında ululararası bir fuarda sergilenişi. Şu an için başka bir sergi ya da fuar projeniz gündemde mi?

Diffusion adını verdiğim yerleştirmemi ilk kez geçen yılki Contemporary İstanbul’ da C24 Gallery standında sergiledim. Hemen ertesinde VoltaNY The Invitational Solo Project Fair programına gönderdik. Oradan sergilemem için davet aldık ve sonuçta daha büyük bir mekânda işi yeniden yerleştirdim. New York’ deki yerleştirmenin mekân ile kurduğu ilişki açısından daha etkili olduğunu söyleyebilirim. İşin kurgusunu daha da iyileştirdiğimi düşünüyorum. İş, yapısı gereği içine yeni elemanları kabul eden ve içinden bir parça eksilttiğimde genel anlamından, altını çizdiği kavramlardan bir şey kaybetmeyen bir kurguya sahiptir. Bu anlamda kendimi çok özgür hissettiğim farklı biçimlerde de sergilemeler yapabileceğim bir iş oldu.

Önümüzdeki ay 13 Mayıs 2017 de Floransa’ da Aria Gallery’de  bir solo sergi yapacağım. Floransa’daki bu sergimde ağırlıklı olarak tül malzemeyi kullanarak yaptığım işlerimi göstermek istiyorum.

Diffusion-10

paylaş/share...Share on FacebookShare on Google+Pin on PinterestTweet about this on TwitterShare on LinkedIn
Loading...