LUHRIG AUGISTINE, MICHELANGELO PISTOLETTO – Eksi Nesneler

w6 yeni.indd

 

Luhring Augustine, The Minus Objects 1965-1966′yı sunmaktan mutluluk duyuyor; bu sergi İtalyan sanatçı Michelangelo Pistoletto’nun en eski ve en önemli serilerinden birini izleyicilere sunuyor. 1960’larda Arte Povera akımının ortaya çıkışında çok önemli rol oyanayan bu ufuklar açıcı seri, döneminin önde gelen sanat akımlarını radikal bir şekilde başaşağı etmişti.

Pistoletto’nun en iyi tanınan çalışması, ilk kez 1962’de ortaya çıkan ve sanatçının çalışmaları arasında önemli ve süregelen bir yönü temsil eden Quadri Specchianti (ayna resimleri). Sanatçı, imgeyi yansıtıcı bir yüzeye iliştirerek, sanat nesnesi ve izleyici arasında dinamik ve sürekli değişen bir etkileşimin yolunu açıyor. Mirror Paintings erkenden uluslarası ün kazandı, fakat Pistoletto kendisinin hep bu tarzda çalışacağına dair beklentilere boyun eğmek konusunda tereddütlüydü. Bunun yerine kategorizasyona ve metalaştırılmaya meydan okuyan Ogetti in Meno (eksi nesneler) serisini yarattı.

İlk kez 1966 yılında, sanatçının Turin’deki atölyesinde sergilenen Minus Objects  bir grup birbirinden farklı heykelsi nesneden oluşuyor; bu nesneler bireyselliklerinin yanısıra biçim, malzeme ve üretim şekilleri açısından sahip oldukları büyük çeşitlilikten ötürü dikkat çekiyor. Her bir çalışma spontane ve organik bir şekilde yaratılmış ve ardından büyük bir grup halinde bir araya getirilmişler. Örneğin buruşuk karton ve sprey boya ile yapılan Rosa bruciata (yanmış gül), rüyada görülen bir nesnenin maddeleşmiş hali; diğer yandan minimalist demir bir heykel olan Strutture per parlare in piedi (Ayakta dururken konuşmak için yapı) ise bir galeriyi gezen insanların ayaklarını dinlendirirken galeri duvarına bıraktığı izlerden esinlenmiş. Lampada a mercurio (civa lambası) ve Specchio (ayna) gibi kimi nesneler doğaları gereği endüstriyel ve faydacılken; Paesaggio (peyzaj), Ti amo (seni seviyorum) ve Quadro da Pranzo (öğle yemeği resmi) gibi nesneler ise açık şekilde resim tarihine gönderme yapıyor. Her bir nesne temsili olmaya uzak, yabancı ve biraz saçma; fakat hepsi bir nevi kendine-yeterliliğe ve varolmak için doğuştan gelen bir sebebe sahip gibi.

Her bir Minus Object’in sahip olduğu dikkate değer teklik ve kendi-içinde-bütünlülük, eserleri yaratan kişinin rolünü azaltıyor. Birbiriyle görünüşte hiçbir bağlantısı olmayan bir nesneler grubu yaratan sanatçı, kendi kişiliğini iptal ederek, serinin bir bütün olarak kendi kendine konuşmasına olanak sağlıyor. Pistoletto’nun yazdığı gibi : “…bunlar aracılığıyla kendimi bir şeylerden özgür bırakabiliyorum – yani bunlar inşa edilmiş yapılar değil, özgürlükler. Onları “fazla” olarak değil, “eksik” olarak düşünüyorum, “artı” olarak değil, “eksi” olarak; zira yanlarında daha önceden kesin olarak beyan edilmiş bir algısal deneyimi de getiriyorlar.”

Michelangelo Pistoletto 1933 yılında İtalya’nın Biella şehrinde doğdu. Birçok sergi yapan sanatçının çalışmaları Museum of Modern Art, New York; Hirshhorn Museum ve Sculpture Garden, Washington D.C.; Tate Modern, Londra; Castello di Rivoli, Turin, ve Reina Sofia Museum, Madrid gibi müzelerin koleksiyonlarında yer alıyor. Sanatçı çok sayıda uluslarası sergiye de katıldı; Venedik Bienali’nde 11 kez, Documanta’da ise 4 kez yer aldı. Yakın dönemde gerçekleştirilen kişisel sergileri ise Philadelphia Museum of Art, MAXXI, the Serpentine Gallery, ve 2013’de Louvre, Paris’te yapıldı. Pistoletto aynı zamanda prestijli Praemium Imperiale Resim Ödülü’nün 2013’teki sahibi. Sanatçı, disiplinlerarası laboratuvar Cittadellarte’yi de kurduğu Biella şehrinde yaşıyor ve çalışıyor.

paylaş/share...Share on FacebookShare on Google+Pin on PinterestTweet about this on TwitterShare on LinkedIn
Loading...