TANER CEYLAN

by_CihanOncu

Photograph : Cihan Öncü

EFE KORKUT KURT: Taner Ceylan kendisini -yerel ve uluslararası düzlemde- çağdaş sanat alanında nerede konumlandırıyor?

TANER CEYLAN: Aslında Taner Ceylan değil de Taner Ceylan’ın sanatı demek daha doğru olacak. Sanatım Türkiye’de zorlu bir süreç geçirdi, kabul edilmedi başlangıçta. Fakat bugün baktığım noktada artık iyi yerlere, kıymet gören bir noktaya geldi. Hep söylediğim gibi öğrencilik yıllarımdan itibaren, kariyerimin başından beri inandığım şeyi yaptım. İnandığınız şeyi belli standartlarda yaptığınızda karşılığını görüyorsunuz . Yereldeki başarı ile birlikte ya da belki de bağımsız bir şekilde uluslararası düzlemde de sanatım varlığını gösteriyor yıllardır. Bugün baktığınızda ise öncelikle uluslararası alanda etkinlikler, sergiler, projeler gerçekleştiriyor daha çok dünya çapında bir üretim içindeyim. Çünkü ‘Türkiyeli sanatçı’ gibi tanımlamalardan kaçınarak, dünyaya hitap eden global bir bakış açısı ile üretmek, sanatımın kendisi ile tanımlanmayı tercih ediyorum. Sanatın ve sanat tarihinin kendi içindeki problematikleri ile meşgulüm.

Paul-Kasmin-Gallery-Taner-Ceylan-Satyr2-2015

Satyr II, 84X107cm, Oil on Canvas, 2015

E.K.K: İstanbul’daki hem sanat üretimi hem de kurumsallaşma ve organizsyonel pratikler açısından geleceğe yönelik öngörün nedir?

T.C: İstanbul’da ciddi bir sanat üretimi var. Genç sanatçılar, kolektifler, ticari ve non-profit sanat mekanları, hali hazırdaki kurum galerileri ve enstitüler, açılacağı haberlerini duyduğumuz çağdaş sanat müzeleri… Yine de bugün Istanbul bulunduğu noktada, sanat anlamında belirleyici bir rol yok. Beş yıl önce çok farklıydı durum bir ihtimal vardı, bütün dikkatler buradaydı ama artık değil. Bu süreci iyi değerlendirenler gerekli networklerini oluşturdular. Unutmamak gerekir ki sanat ortamımız kendi yağıyla kavruluyor. Galeriler de sanat kurumları da kendi imkanlarıyla ayakta durmaya çalışıyorlar. Kısa vadede çok iç açıcı görünmüyor tabi. Bence buradaki en önemli dinamik sanatçılar, insiyatifler, alternatif sanat  ve bağımsız sanat etkinlikleri, bunların oluşturacakları hareketler önem kazanacak ve geleceğe doğru bir yol çizecekler. Ama bunu doğru konumlandırmalı ve değerlendirilmeli  diye düşünüyorum. Gelecekte herşeye, politik ekonomik durum ve benzeri konuları da bir yana koyarak daha iyi olmasını umuyorum. Unutmamamız gerekir ki sanat anlık bir hikaye bir eylem değil, zamansızdır.  Daha önce benzer süreçlerden geçti Türkiye sanat ortamı… Yaşayıp göreceğiz.Sliding_Big-Archive_Big_thumb

Ingres, 90X121cm, Oil on Canvas, 2015

E.K.K: Paul Kasmin Gallery ile çalışıyorsun. New York’un önemli galerilerinden bir tanesi ile çalışmanın sanat kariyerinin yönetimi açısından ne gibi avantajlar sağlıyor? Türkiye’deki deneyimlerin bağlamında konuya İstanbul –New York aralığında bakarsan ne gibi farklardan bahsedebilirsin?

T.C: Paul Kasmin Gallery ile üç yıldır çalışıyoruz. Birlikte iki kişisel sergi yaptık: “Lost Painting Series” ve “We Now Must Say Goodbye”. Birçok fuar ve proje deneyimimiz oldu birlikte, yenileri de yolda… Kesinlikle çok profesyonel bir çalışma içinde olduğumuzu söylemeliyim. Hem sanatçısı için çalışan, yeni yollar, yeni projeler üreten bir anlayışları var hem de Paul Kasmin’in de yaklaşımı ile bir aile gibi hissediyorsunuz. Galericiniz ile birlikte vakit geçirmek Türkiye’de çok deneyimlediğim bir durum değildi açıkçası. Sanatçısına yatırım yapan, sanatçısı ile ilgilenen, fikir alışverişinde bulunan bir galeri olarak Türkiye’deki deneyimimden farklı “hakkaniyetli ” bir çalışma biçimi deneyimlediğimi söyleyebilirim.

sliding-archive-big

Satyr I, 84X107cm, Oil on Canvas, 2015
paylaş/share...Share on FacebookShare on Google+Pin on PinterestTweet about this on TwitterShare on LinkedIn
Loading...